80'lerde Bilgisayar Kullanma

Webrazzi'de gezerken gordugum siteyi incelerken mantik olarak furyanin devami olarak dusundum Of Pof web sitesini.

Artik bu tarzin turkiye de iki babasi var; listelist ve onedio... Bunun disindaki her web sitesi girisimi taklitcilikten baska bir mana tasimayacaktir diye dusunuyorum. Belki de biraz agir konustum ama benim gozumden durum bu. Her trendin gectigi gibi bu trend de zamanla kaybolacak yeni tarzlara yelken acacak web sitesi okyanusu...

Of Pof sitesinde denk geldigim Atilla Bey'in yazdigi asagida ki yazi ilgimi cekti, hosuma gitti paylasayim dedim bende :)

Seneyi çok net hatırlamıyorum ama 80'ler olduğu kesin. Commodore 64 istiyoruz deli gibi. Kapı çaldı ve Babam geldi. Bir baktık elinde Mitsubishi bilgisayar. Nereden bulduysa gitmiş onu almış canım Babam. Önce C64 olmadığı için üzülüyoruz ama sonra havalara uçuyoruz. Nasıl uçmayalım ki? Artık evimizde bir bilgisayar var. Adı Ahmet değil de Mehmet ne fark eder? Herşeyi biliyor. İstediğimiz şeyi öğreneceğiz ondan anında ve de ödevlerimizi o yapacak. Artık kocaman Meydan Larousse ansiklopedilerini karıştırma ihtiyacı duymayacağız. Hemen bağladık televizyona (te-le-viz-yo-na) ve ailece geçtik karşısına. Bilgisayar açıldı. Peki şimdi ne olacak? Ne olacağı basit. Bilgisayar dediğin şey herşeyi bilir. Aldım elime sadece klavyeden ibaret olan bilgisayarı (klavye değil dikkatinizi çekerim, bilgisayarı aldım elime). Ve işte o andan sonra yaşananlar:


Atilla: Merhaba bilgisayar nasılsın?
B: Syntax error
Atilla: Anlamadım?
B: Syntax error
Babam endişeli bir ses tonu ile mırıldanır: Ne demek istiyor acaba?
Atilla: Ne demek istiyorsun bilgisayar?
B: Syntax error
Atilla: Syntax error ne demek?
B: Syntax error

Google'ın doğuşu

Babam: Oğlum Atatürk’ü sor. Kesin bilir.
Atilla: Atatürk kimdir?
B: Syntax error
Abim: İngilizce sorsana lan Türkçe nereden bilecek!
Atilla: Who is Atatürk?
B: Syntax error

Durumdan sıyrılma çabaları.

Babam sinirlenmeye başlar. Abim durumu fark edip devreye girer hemen.

Abim: Baba bence önce Atatürk’ü tanıtmak lazım.
Abim yazar: Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Söyle bilgisayar Atatürk kaç yılında doğdu?
B: Syntax error
Abim: Syntax error yazma
B: Syntax error
Abim: Yazmasana lan!
B: Syntax error

Siri'nin doğuşu

Babam: Oğlum ingilizce konuşun belki o zaman anlar. Duyuyor mu bizi?
Atilla: Duymaz mı baba?! Bilgisayar bu ya!
Babam: Tabii tabii. Gösterecem ben size bilgisayarı şimdi.
Atilla (konuşarak - Siri'nin doğuşu): Who is Atatürk?
Babam: Bak yazmadı sintaks errör. Birazdan cevap gelecek bekleyin
Atilla: Who is…
Babam: Oğlum sussana. Bekle kafasını karıştırma.

10 dakika sessizlik sonunda bilgisayar hala bir şey yazmaz. İçeri geçilir yemek yenir ve hemen koşarak odaya geri gelinir…

Babam: Hala yazmamış bir şey. Yaz bir daha sor şuna bakalım Atatürk kimdir diye. Yeni çalıştı daha ısınmamıştır.
Atilla (endişeli): Atatürk kimdir?
B: Syntax error
Babam: Gitti paralar.!
Atilla (çok çok endişeli): Lannn!
B: Syntax error

Ve Babam tarihe damgasını vuracak o cümleyi kurar:

“Bu ne lan hiç bir b.k bilmiyor!”

İşte ailecek bilgisayar ile verdiğimiz ilk sınav budur. Ve bu hikaye, bugün dünya genelinde 185 ülkede, 60.000′den fazla internet cafe’de kullanılan HandyCafe'yi yazan benim başından geçen gerçek bir hikayedir. Daha 80'lerde bilgisayara Google muamelesi yapan, onunla konuşmaya çalışarak Siri girişiminin önünü açan bu adamın Google ve Siri'nin gerçek fikir babası olmadığını kim iddia edebilir ki şimdi?! Hiç kimse..!

Baba; Seni çok özledim..! Bu arada bilgisayar artık herşeyi biliyor, bizim proje yalan oldu.! Syntax error yani..!

Hiç yorum yok: